Virgie Tovar : İnsanlar şişmanlamaktan ve şişman kalmaktan çok korkuyorlar, çünkü şişmanların kötü muamele gördüklerini biliyorlar.

Sevgili Virgie Tovar değerli vaktini bize ayırdığın için öncelikle teşekkür ederiz.

 Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Kaliforniya’da, Pasifik Okyanusu’nun yakınında San Francisco’da hayatımın aşkı Andrew’la yaşıyorum. Feministim, onurlu bir şişmanım. Tuhaf şeylerden hoşlanırım, örneğin küçük köpekler ve büyük küpeler. Bir podcastım, bir sürü bitkim var. Bitkilerimin hepsinin adları var. Lumpy, Queeny, Tina… Kahve, yemek ve yolculuk yapmayı seviyorum. Epeyce hamur işi yaparım.

Yazmaya nasıl başladınız? Ne zamandan beri yazıyorsunuz?

Kelimeleri hep sevmişimdir. Heceleme yarışmalarına bayıldığımı hatırlıyorum ve dilbilgisinde hep başarılı olmuşumdur. Profesyonel olarak yazmaya 2011-2012’de başladım. İlk kitap kontratımı da o yıl imzaladım. Ondan öncesinde de arkadaşlarım için makaleler yazdığım halde, yakın zamana kadar kendimi yazar olarak görmüyordum.

 Şişmanlık bir fobi midir?

Evet, kesinlikle bir fobidir. İnsanlar şişmanlamaktan ve şişman kalmaktan çok korkuyorlar, çünkü şişmanların kötü muamele gördüklerini biliyorlar. Şişmanlık fobisi toplumsal bir sorundur, bu sorunu toplumumuz oluşturmuştur ve sorunu çözmek toplumun işidir. Şişmanların zayıflamasıyla çözülebilecek bir sorun değildir.

 20 yıl boyunca diyet yaptınız, sizi tetikleyen ne oldu da kendi bedenine güvenme özgürlüğü ile tanıştınız?

Açıkçası başka insanlar benim o güveni kazanmama yardımcı oldular. Erkek arkadaşlarımdan biri bana bedenimin güzel olduğunu ve zayıflamaya çalışmama gerek olmadığını çünkü bende bir sorun olmadığını söyledi. Bu gerçekten hayatımı değiştirdi. Derken şişman, güzel ve güvenli arkadaşlarla tanıştım. Onlar bana diyet yapmanın ruhsal ve fiziksel sağlığım için ne kadar kötü olduğunu öğrettiler ve diyetlerin işe yaramadığına dair kanıtlar gösterdiler.

Son 10 yılınızı diyet kültürünü yıkmak için harcadınız. Bu süreçte doktorlardan nasıl tepkiler aldınız? Şişmanlık bir çok hastalığın da davetçisi değil midir?

Doktorlara yekten tartılmayı kabul etmediğimi, diyet yapmayacağımı ve yeme bozukluğu geçmişim olduğunu söylüyorum. Açıkçası çok saygılı davrandılar. Öncelikle, tansiyon gibi bilgileri toplamayıp, kişiyi tartmak üzere eğitim almışlar. Bu yöntem etkili değil.

Yakında edindiğim bir bilgiye göre 75 milyon Amerikalı, sırf zayıf oldukları için hatalı bir biçimde sağlıklı sayılıyor, bazılarına da şişman oldukları için hasta teşhisi koyuluyor.

Zayıf insanların da yüksek tansiyon, şeker, uyku apnesi gibi sağlık problemleri olabilir. Bunların sadece şişmanlara mahsus hastalıklar olduğunu sanıyoruz ama değil. Örneğin zayıf insanlar da kalp krizi geçiriyor, ama şişmanlık fobisi yüzünden sadece şişman insanların kalp krizi geçirmesi dikkatimizi çekiyor. Gerçek şu ki, şişmanların çoğu uzun yaşıyor ve bedenlerine ve zihinlerine zarar veren tek şey başka insanların onlara kötü muamele etmesi olabilir. Sonuçta şunu söylemek önemli, bir şişman sağlıksız olsa bile bu kötü muamele görmeyi hak ettiği anlamına gelmez. Şişmanlık fobisi, asla kimsenin sağlığına iyi gelmez.

Gerek giyim tarzı, gerekse de düşünce yapısı olarak çok farklısınız. Meslek yaşamınızda da çok rahat bir tarzınız var. Eleştiri alıyor musunuz?

Tabii ki! Toplumun görüşlerine karşı çıkıyorum. Şişmanlık fobisi cinsiyetle, ırkla ve sınıfla bağlantılıdır. Örneğin kadınlar, daha koyu tenli insanlar, yoksullar bedenleriyle ilgili daha fazla eleştiri alırlar. O yüzden şişmanlık fobisiyle mücadele ederken cinsiyet, ırk ve sınıfla ilgili sorunlu diğer bakış açılarıyla da mücadele ediyorum.

Elinizde sihirli bir değnek olsaydı, dünyada neyi değiştirmek isterdiniz?

Eğer bir sihirli değneğim oysaydı o kadar çok şeyi değiştirirdim ki! Yoksulluğu, haksızlığı ve ayrımcılığı ortadan kaldırırdım. Özellikle kalplerimizi ve zihinlerimizi değiştirirdim ki her insanın, kilosu ne olursa olsun sevgi, saygı ve onur hak ettiğini anlayabilelim.

 Hayatta gerçekleştirmeyi istediğiniz en büyük şey nedir?

O kadar çok dileğim var ki! Sanırım en büyük olanı kimsenin bir daha bedeninden utanç duymamasıdır.

 Kendi kitaplarını yayınlatmak isteyen okuyucularınıza örnek olmak açısından ilk kitabınız olan ‘Sevme Devrimi’ yayınlatma maceranızı anlatır mısınız?

İlk yaptığım şey bir kitap teklifi yazmak oldu. Kitabın fikrini, içindekiler bölümünü, yazarla ilgili bilgileri, yayınlandığında kitabı kimlerin satın alabileceğini anlatan, üç-beş sayfalık bir belge hazırladım. Büyük küçük bir sürü yayıncı var. Bazıları sadece seçtikleri insanlardan teklif alıyor, bazıları da başvurulara açık oluyor. Ben de teklifimi böyle bir yayıncıya gönderdim, önce fikri beğendiklerini ama kitabın alıcısının çıkmayacağın söylediler. İki yıl sonra biraz değişiklikler yapıp tekrar gönderdim. Bu sefer satın aldılar! O yüzden şunu tavsiye edeceğim: Mümkün olan en fazla insana fikrinizi açın ve biri hayır dese bile mutlaka tekrar deneyin. Kadınlar bunu pek yapmaz ama erkekler yapar.

Virgie Tovar şu an da neler yapıyor?

Cadılar Bayramı’na hazırlanıyorum! Yemek yapıyorum ve evimi süslüyorum. Podcastım Asi Yiyenler Kulübü’nün ikinci sezonu için hazırlık yapıyorum. Baharatlı balkabağı latteler içip, korku filmleri izliyorum.

 Günümüzün gençliğine üç tavsiye verecek olsanız bunlar ne olurdu?

• Kendiniz için ve kötü muamele gören başka insanlar için ayağı kalkın. Zorbaları görmezden gelmeyin.
• Görmek istediğiniz dünya için mücadele edin. Başkalarının size söylediği her şeyi normal saymayın.
• İçgörünüze ve bedeninize güvenin. Eğer bir şey size kendinizi kötü hissettiriyorsa, hayır deme hakkınız her zaman vardır.

Sosyal medya ile aranız nasıl? Sizi takip etmek isteyen okuyucularımız sizi nasıl takip edebilir?

Web sayfam ve sosyal medya hesaplarımın adresleri şöyle:

https://www.virgietovar.com
https://www.instagram.com/virgietovar/?hl=tr
https://www.facebook.com/virgietovar

https://www.virgietovar.com/blog

Keyifli röportajınız için çok teşekkür ederiz. Bihaberolma ekibi olarak başarılarınızın devamını dileriz…

Cevap ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz