Plazadaki Şövalyeler Ve Çekilen Kılıçlar!

1990’lı yıllarda bizim mahallede yaşayan Müzeyyen teyze, zaman zaman bazı çıkışlarıyla çocukluğumuzun önemli ikonlarındandı. Yaramazlık yaptığımızda, eğer yalnızsa hiç sesini çıkarmaz ve minik tebessümleriyle bize sevecenlikle bakardı. Bir de kızı vardı Müzeyyen teyzenin, tatlı mı tatlı, orijinal sarışın, uslu mu uslu bir arkadaşımızdı. E çocukluk tabi, ayarı kaçırıp kabı taşırıp azıcık hoyratlık yaptığımızda devreye girecek müdahale mekanizmasına yön veren Müzeyyen teyze stratejik bir anı bekler, benim ailemden veya başka bir arkadaşın ailesi görüntüye girdiği anda başlardı sert ve yüksek bir sesle kendi kızını uyarmaya. ‘’Berna, çok yaramazlık yapmayın ama bak sesiniz çok çıkıyor, güzel güzel oynayın!’’

Yıl 2021, değişen de pek bir şey olmamış aslında, hatta iş hayatına farklı da yansımış bu strateji. Biraz da acımasız bir kisveye bürünerekten…

İşverenden aldığı yetki veya tavizlerle özünü yitiren, amacını ve hedefini unutup Sigmun Freud’u tam tahlil edemeden egosuna yenik düşerek en yakın arkadaşını bile kırabilecek acımasız bir öğütücü makine gibi olmuş bazıları. Kıyafetler kibarlaştıkça içindekiler kabalaşmış, kalemtraşlar çalıştıkça uçlar iyice sivrilmiş, kalemliğe; birisine batmasın diye sivri ucu aşağı bakacak şekilde konulan kalemler kasten yukarı çevrilmiş ve avını arar olmuş.

Bir de bu kişiler terfi edip yetki görmeye dursun, kendilerinden geçiyor, ofis ortamında sanal bir muharebe sahası yaratıp çevresini asıp-kesen şövalyeliğe soyunabiliyorlar. Belki de en onun kadar eğitimli ve tecrübeli olan iş arkadaşından bir şey istediği zaman ‘’Bak dediğimi zamanında yapmazsan sana böyle çaktırırım’’ edasıyla ‘’Bir üst yöneticisini e-mailde CC’ye koymak’’, bir aksilikten dolayı zamanında gerçekleşmeyen bir raporlamaya ‘’Bölüm Müdürleri ve ilgili e-mail gruplarını da ekleyerek’’ sert bir üslupla hesap sormak, ilk toplantıda bu aksaklığı hemen gündem maddesi yapıp hedef göstermek bilgisayar savaşlarına girişmiş plaza şövalyelerinin zevk aldığı durumlar olabiliyor maalesef.

Ama unuttukları ve aslında kendileri ile birlikte etkisizleştirdikleri bu sert tutumların yerine karşılıklı diyalog ve nezaketi tercih etmiş olsalardı çok daha çözümcü ve iz bırakıcı olabilirdi… Nitekim bakıldığında tarih bile kötülere bakar geçer, iyileri hafızalara kazır ve sever!

Güneşin Kızı

- Reklam -

1 Yorum

Cevap ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz