Aslında bu sorunun cevabını hepimiz biliyoruz. 🙂 Hemen hemen ortaokul sıralarından bu yana bildiğimiz cevap, evet doğru hatırlıyorsunuz: KLOROFİL!
Ama nasıl olur? Neden olur? Biraz bunun cevabına bakalım birlikte…
Özellikle bahar ve yaz aylarında etrafımıza baktığımız her yerde yemyeşil çimenler, çiçekler, ağaçlar kısacası doğamız yeşillenmekte ve güzelleşmektedir. Hoş, sonbahar ve kışında ayrı havası vardır tabi… 🙂 Sonbahar da sararan yapraklar… Kışın kuru dallar üzerinde bembeyaz karlar… Neyse hayallere devam etmeden U dönüşü yaparak konumuza dönelim. 🙂

Klorofil; çeşitli dalga boylarındaki ışıkları emerek bitkide fotosentez olayının meydana gelmesine sebep olan, yeşil renkli biyolojik pigmente verilen isimdir.
Buraya bir parantez açalım. 🙂 Pigment bildiğiniz gibi tüm nesnelerin renklerini oluşturan moleküllerdir. Tıpkı insanların derilerinin renklerini meydana getirdiği gibi bitkilere de yeşil rengi veren klorofilin içinde pigmentler vardır.

Burada söz ettiğimiz dalga boylarından bahsedelim birazda…
Bildiğiniz gibi Güneş’ten gelen ışık belirli bir dalga boylarına sahip olarak görünür olarak bize yansımaktadır. Yani “görünür bölge” dediğimiz alanda aslında 7 renk mevcuttur. Tıpkı gökkuşağında gördüğümüz gibi… Güneş’ten gelen ışık 7 renge kırılarak ayrılır ve bizler bunu gözümüzle algılayabilir, görebiliriz. Bu nedenle görebildiğimiz bu bölgeye “görünür bölge” denmektedir ve Güneş’ten gelen ışıkların çoğu görünür bölgededir. Görünür bölge; 400 nanometre ile 700 nanometre arasındadır ve gözümüzün tespit edebildiği, görebildiği alan bu aralıktadır.

Güneş’ten gelen bu ışıklar bitkiler için kısaca besin ve enerji demektir. Güneş’ten gelen bu ışıklar yani aslında bitkiler için besinler (!) sayesinde bitkiler fotosentez yapabilmektedir.
Bizim tamamen sarı olarak gördüğümüz bu ışıkların içinde, 7 rengin tamamı vardır fakat bitkiler yeşil rengi geri yansıtırlar. Diğer gelen renkleri ise absorbe ederler yani aslında soğururlar. Diğer renkleri soğurdukları için sadece yeşil ışık kalır ve bunu da geri yansıtırlar…
Güneş’ten gelen tüm ışıkların içinde yeşil ışığı geri yansıtarak aslında bitkiler yeşil halini alırlar. Kısaca diğer renkleri içlerine hapsederler. 🙂

Dolayısıyla bitkilerin bu şekilde yeşil ışığı absorbe etmeden, yani yeşil ışığı yansıtarak yeşil görünmesini sağlayan pigmentlere biz en başta dediğimiz gibi Klorofil denmektedir. Bitkiler bu şekilde yeşil rengini almaktadır…
Tamam tamam. Haklısınız. 🙂 Tabi ki dünya üzerinde sadece yeşil bitki yok…
Mor, kırmızı, sarı, pembe, turuncu ve başka binlerce çeşit ve tonlarda bitki çeşidi, çiçekler vardır, haklısınız. Fakat aslında bu bitkilerin, çiçeklerin renkleri de yeşildir. Burada yeşil renk dışında renklerin var olmasının sebebi aslında pigmentlerdir.

Bitkilerde çeşitli dalga boylarını yansıtan pigmentler olabilir. Bunun nedeni Güneş’ten gelen zararlı ışınlar, kızıl ötesi ve benzeri gibi zarar verebilecek ışınlardan bitkinin kendini korumasıdır. Bu nedenden dolayı yeşili yansıtan pigmentler yerine diğer renkleri yansıtabilecek pigmentlerin daha baskın olması nedeniyle bitkiler renkli olabilmektedir.
Aslında bu tıpkı insanların deniz kenarında Güneş’ten gelebilecek zararlı ışınlar için kendi korumalarına benzemektedir.
Bitkiler de tıpkı insanlar gibi kendini koruyabilmek için bu tarz mekanizmalar üretebilmekte ve devreye sokabilmektedir.
Kısaca ! 🙂 Dünyaya oksijeni sağlayan, bizlerin oksijen kaynağı olan bu güzel canlıların yeşil renkte olmasının altında yatan binlerce kimyasal reaksiyon vardır. Bitkiler besinlerini enerjiye dönüştürürken tabi ki bizimde oksijen almamızı sağlarken aslında arka planda binlerce reaksiyon, binlerce olay gerçekleşmektedir.

O yüzden diyoruz ya hep! Dünyamızın oksijen kaynaklarını koruyalım, “YEŞİLİ KORUYALIM” diye… Sizde hayal edin lütfen.. Yeşil renk insanın beyninde de canlılığı, enerjiyi, hareketliliği sağlamıyor mu? 🙂 Düşündükçe bile huzur bulduğunuz bir renk değil mi?
Belki bundan sonra; üzerine basarken dikkat etmediğimiz çimlerin, kafamızı çevirirken gördüğümüz ama önemsemediğimiz ağaçların, çiçeklerin aslında biz insanlar için ne kadar önem sarf ettiğini fark edebiliriz…
Yeşil renk işte deyip geçmeyiz belki de… Çünkü nasıl bizler kendi derilerimizi önemsiyorsak, nasıl sahip olduğumuz cildimizi, derimizi korumak için sarf ediyorsak, yeşil renkte olan bu dünya tatlısı bitkilerde bunu gerçekleştirmektedir. Hem de binlerce efor sarf ederek!

Lütfen YEŞİLİ KORUYALIM!
Belki bir gün yeşilsiz kaldığımız da kıymetini asla anlayamayacağımız bu değerli rengi, bu değerli rengi yansıtan bitkileri çok özleyeceğiz…
Miss Heisenberg












