Hem kadınlara hem de erkeklere kılavuz oldu!

Orgazm candır! Kadınların cinsel istekleri vardır. Doğru ya da yanlış orgazm yoktur, sadece orgazm vardır…
Biraz Kendiniz den bahseder misiniz?

– 1978 doğumluyum, dışarıdan bakınca herkesin “normal” diyebileceği bir ailem ve benim de “normal” bir görünüşüm vardı. (gerçi hala öyle) 🙂
Çoğu ailede olduğu gibi annem ve babamın yapamadıklarını yapmak, “hayırlı” evlat, gün gelince onlara sahip her türlü çıkacak bir yatırım idim, artık değil.
Büyüdüm, okudum, gezdim,tozdum, ağladım, güldüm falan filan. Bahsetmeye değecek ya da yüce bir anlam yükleyecek bir hayatım yok.
Üzerinde uzun uzun bahsetmeye değer bir konu değilim açıkçası…

Bir Orgazm Masalını yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

– Açık söylemek gerekirse Bir Orgazm Masalı tam bir sıkıntı ve depresyon anında ortaya çıktı. Özellikle etrafımdaki akraba ve tanıdık genç yaştaki hemcinslerim için ne zaman başladı nasıl oldu bilmiyorum ama
cinsel ansiklopedi gibiydim. Devamlı aynı soruların sorulması ve benim de sabırla cevapladığım şeylerden sıkılmıştım ve bir depresyon anımda aklıma geldi, dedim ben bunların hepsini yazayım soran olursa da oku diyeyim.
Ayrıca tesadüf eseri başkalarına da belki yardımcı olur. Yani Bir Orgazm Masalını yazmamda yüce bir amaç yok, yüklemeye de gerek yok.
Sonra wattpad platformunu buldum, özellikle bilgiye ihtiyacı olduğuna inandığım genç neslin yoğun olarak takıldığı bir platform ve dedim burası olacak.
Yazmaya başladıktan kısa bir süre sonra bir şekilde yazdıklarım yayıldı ilgi görmeye başladı ve bana göre oldukça yüksek okunma sayılarına ulaştı ki bu bile insanların bu konuda ne kadar bilgiye aç olduklarını gösteriyor.
Sonra şikayet üzerine oradaki hesabım toplumun “ahlak” kurallarına uymadığı gerekçesi ile kapandı.
Fakat benim anlatacağım daha çok şey vardı, daha da önemlisi bunalımda olduğum bir süreçte yazmak beni tedavi ediyordu ve bana yapılan dönüşlerden anladığım kadarı ile anlattıklarım birilerinin işine yarıyordu.
Ve devam ettim… Sonra yayıncım Sevgi Emre bana ulaşıp yazdıklarımı bir kitap formatında yayınlamayı düşünüp düşünmediğimi sordu ve sakınca olmadığını söyleyip başladık.
Dediğim gibi B.O.M. fikrinin ardında yüce bir amaç, büyük bir beklenti ya da ilginç bir hikaye yok, tumbr hesabımdan geçen seneye kadar yeni yazılar paylaşmaya devam ettim ama artık konu bulamıyorum.
Temcit pilavı gibi sırf ilgi görmek adına da dönüp dolaşıp aynı şeyleri yazmak istemiyorum.
Öyle işte, yani ben kadınların cinsel hayatlarını kurtarmak için gelen bir melek değilim. Öyle ihtiyaç vardı, insanlık can çekişiyordu acıya parmak basmak istedim tarzında bir hikaye yok çıkış fikrinde.
Basbayağı depresyondaydım, yeni bir yere taşınmıştık çevrem yoktu, sıkıntıdan karaladım hepsi bu.

Sağlıklı bir ilişkinin yüzde kaçı cinselliktir?

– Bana göre sağlıklı bir ilişkinin %70 cinselliktir… Şimdi cinsellik denince çoğunluğun aklına yatağın içine giren ve çiftleşen iki kişi  geliyor, soğuk ve itici, zorunlu bir görev gibi…
Oysa cinsellik nedir diye sorarak başlamak gerekiyor?! Niye bir insanla ilişki kurmak isteriz? Neden bir insanla evlenip aile kurup aynı evde yaşamak isteriz?! Neden belli insanlara karşı çekim duyarız?!
Neden hoşlandığımız kişinin elimizi tutmasını bizi öpmesini isteriz?! Cevap burada ortaya çıkıyor, çünkü bunların hepsi cinsellik. Toplumun kabul normlarını karşılamak için uydurulan AŞK bile cinsellik!
Ama çok masum dediğimiz el ele tutuşmak, dudaklara kondurulmuş hafif bir öpücük bile cinsellik. Kısacası birbirine karşı “çekim” hisseden insanların vücutlarının herhangi bir bölgesinin birbirine “isteyerek” uyguladıkları her temas!
Bizim sevdiğimiz diye tabir ettiğimiz insanla bir araya gelme sebebimiz cinsellik, dolayısı ile sağlıklı bir ilişkinin %70 cinsellik geriye kalanı da ev arkadaşlığı ya da dostluk.
Toplum “cinselliği” tabu olarak gördüğü ve her bireyini bu şekilde nefretle yetiştirdiği için ilişkilerdeki cinsellik “görev” haline geliyor… Daha da acısı en çok baskılanan kadın olduğu için erkeğin arzuları “normal” kadınınki ise “ahlaksız ve arsız” diye nitelendiriliyor ve kadın hayatı boyunca bununla yaşıyor.
Şimdi ben ya da uzman biri sağlıklı ilişkinin %70 cinselliktir dese ne olur? Bir anlamı olmaz, çünkü bunu okuyan çoğu kadının aklına soğuk ve sevimsiz bir çiftleşme gelir, oysa kadının içinde gösterse yanlış anlaşılmaktan korktuğu bir yangın vardır…
Sağlıklı bir ilişkinin sırrı bu ilişkiyi yaşayan kişilerde gizlidir. Öncelikle erkek taraf karşısındaki kadının hayatı boyunca baskılandığını, bedeninin bir parçası olan cinsel organına düşman olduğunu bilerek hareket etmelidir.
Bir terapi süreci gibi düşünmek lazım, erkek taraf partnerine ne olursa olsun ne isterse istesin onu yanlış anlamayacağının hatta hoşuna gideceğinin güvenini vermelidir. Her zaman yazdığım gibi, cinsellik uzun ve heyecanlı bir keşif yoludur.
Sevgili beylerin sabırla oturup toplumun partnerlerine aşıladığı cinselliğe karşı utanma, sıkılma, çekinme v.b tarzdaki duygularını ortadan kaldırması gerekiyor.
İnsanların sevişmeyi keşfetmesi gerekiyor, yan yana çırılçıplak uzanıp birbirlerinin zevk noktalarını keşfetmesi gerekiyor, uzun uzun dokunup, koklayıp öperek bedenin kendisi ile barışmasının sağlanması gerekiyor, her kadın ya da erkek aynı değildir bunu anlamak gerekiyor…
Dediğim gibi bu bir süreç ve en güzeli de utanmadan açık açık konuşarak çok güzel sonuçlar alınabilecek ve her anı heyecan yaratacak bir süreç.
Çiftlere kesinlikle önerdiğim eğlenceli ve zevkli bir aktivite.

Çiftler arasında çekinmeden konuşmanın ve düşünce paylaşmanın mucizeler yaratabildiğine şahit olabilirsiniz…

Seks konusunu konuşmak neden bu kadar zordur?

– Çok uzun bir cevabı olan bir soru, portakalın vitamininden başlamak gerekiyor ama kısaca erkek egemen toplum olduğumuz için zor diyebilirim. Binlerce yıldır süregelen adına gelenek görenek dediğimiz ve hayatımızı daha çok zorlaştırmak çok az güzelleştirmek üzerine kurulu bir görünmez kanunla silsilesi.
Aslında önceki sorunuzun cevabında neden zor olduğu ile ilgili ufak bir özet de bulabilirsiniz, konuşamamızın sebeplerinden en önemlisi budur. Bir de Ve aslına baktığımızda seks ve sevişmek ayrı şeylerdir, bu şeyler cinsellik grubuna dahildir ama ciddi farklar barındırır.
Sanıyorum “Sevişebilmek ve Seks” isimli yazımda bu konuya değinmiştim. Seks pornolar sayesinde dilimize yerleşmiş bir kelime olduğu için biraz aşağılayıcıdır, soğuktur ve çoğu kadın için kırıcı algılanır, yazıya bile 1920’li yıllarda girmiştir.
Baskın olarak iki kişinin arasında yaşanacak cinselliği bu şekilde tanımlıyoruz, örneğin bana sıcak gelen bir kelime değil. Ben sevişmeyi tercih ediyorum, aşk yapmayı…
Belki de bu iki kavramın temeli her ne kadar da aynı olsa da birbirinden ne kadar uzak olduğunu anlamakla başlayabiliriz işe, belki o zaman değişecek. Çünkü sevdiğimiz insanla bile bunu konuşamamızın sebebi olaya seks diye bakmamız, aslında sevişmek ya da aşk yapmak, aşkı tazelemek, sevgiyi göstermek, sevdiğimiz insana paylaşmak diye baktığımızda her şey düzelecek.
Yani ayak üstü bir hamburger yeyip  karnımızı doyurmakla güzel bir sofrada oturup sohbet eşliğinde çorbasından pilavına, tatlısından salatasına karnımızı doyurmak arasında fark var! Temelde iki türlüsünde de karnımızı doyuruyoruz, olay sizin ne şekilde karnınızı doyurmayı tercih ettiğinizde.
Kimse gün içinde ayak üstü yediği hamburgeri hatırlamaz çünkü öylesine geçiştirmek için bir yenilmiştir, oysa güzel bir sohbet ve sofra aklımızda kalır. Bizim bunu değiştirmek için farkı anlamak daha da önemlisi bunu yeni kuşağa aktarabilmemiz gerekiyor.
Evet ilişkilerde partnerinizle arada elbette hamburger yiyebilirsiniz 🙂 ama birlikte kurduğunuz bir sofrada sohbet ederek karnınızı doyurmak hem daha uzun hem de daha keyifli vakit geçirmenizi sağlayacaktır.
Ayrıca bu konuda konuşamamanın en çok sorun yarattığı alan ilişkilerdir! Toplumda özel diyerek konuşulmaması bir derece kabul edilebilir ama partnerlerin kendi arasında konuşamıyor olması üstte yanıtladığım sebeplerden ve birbirine duydukları güven seviyesi ile ilgili olabilir.
Partnerler arasındaki güvenli iletişim en sağlam temeldir!

Seks sıradan hale gelmeye başladıktan sonra heyecanı kim geri getirmeli? Nasıl?
Öte yandan olaya seks dediğimiz ve öyle kabul ettiğimiz sürece giden şey geri gelmez. Ama cinselliğe önce sevişme ve keşfetme arada sırada belki seks diye bakarsak durum değişir.
Dediğim gibi bedenimizle önce barışmamız, sonra tanımamız, sonra keşfetmemiz gerek bu uzun bir yolculuk. Sadece kadın için konuşmuyorum bu erkekler için de geçerli. Ellerimiz de bedenimizin bir parçası, ayaklarımız da bedenimizin bir parçası, boynumuz, ensemiz, kulaklarımız, göbeğimiz, koltuk altlarımız, kafa derimiz bile… Aslında sevdiğimiz insanla sevişeceğimiz zaman tüm vücudumuz cinsel bölge, önce bunu keşfetmek tanımak lazım!
O sebeple ısrarla önce keşfetmek diyorum… Birkaç yıl flört edip görüştüğümüz, belki birçok şey konuştuğumuz paylaştığımız bir insanla sonunda aynı evde yaşamaya karar vermek ve gerçekleştirmek onu tanıdığınızı göstermez, o hala yabancıdır!
Karşınızdaki insanı tanıma bir ömür devam eder! Heyecanı kaybetmemek için iki taraf da empati kurmalıdır ve elbette olay dönüp dolaşıp yine konuşmaya iletişime geliyor, kesinlikle çiftler konuşmalıdır.
Ha oldu da partnerler birbirinin tüm zevk noktalarını keşfetti yalayıp yuttular ve sıkıldılar olmaz ya oldu diyelim, kostümler var, rol yapmalar karaktere girmeler senaryo oynamalar var, mutfak var, banyo var, oteller var…
İstedikten sonra sonu yok ama yıllarca olaya bir şey bir şeyin içine girdi diye bakarsanız sıkılmanız kaçınılmaz olacak, hangi taraf geri getirmeli dersek de affedersiniz ama bu durumda da lütfen gelmesin yani, zaten bu durumu bence hiçbir taraf da kurtaramaz.
İlla tavsiye verecek olursam da diyebilirim ki, ufkunuzu açın, kalıplarınızı yıkın, sınırları aşın ve bütün bunları partnerinizle konuşun paylaşın, bana göre cinsellik kolay kolay sıradan hale gelebilecek bir şey değil.
Geldi ise şayet, bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demek ve bence büyük ihtimalle aranızdaki iletişim, onu düzeltmeye çalışın.

Tek gecelik ilişkiler hakkında ki düşünceleriniz nedir?

– İnsanların tercihleri ve keyifleri ile alakalıdır. Genel olarak hiçbir toplumda özellikle kadınların çoğunluğu için tek gecelik ilişki olsun diye cinsel ilişki yaşanmaz. Her ilişkinin devamı gelsin diye beklenir, bazısının gelir bazısının da gelmez bu gayet normal.
Ya da öyle ilişkiler vardır ki keşke tek gecelik olsaymış dersiniz ama yakanızı kurtaramazsınız. Bir de uzun süreli ilişki içine girmek istemeyen, bağlılık duygusundan uzak durmak isteyen insanlar var, bu da normal bir şey.
Tek gecelik olacak diye ünlü bir internet uygulaması platformundan tanışmış ve evlenmiş insanlar tanıyorum, dünyada da çok örnekleri var. Öte yandan aylarca görüşüp, gezip tozup, yemekler yenilip sinemaya gitmiş sonra bir gece cinsel ilişkiye girmeye karar vermiş ama ertesi günü telefonlarına cevap vermeyen insanlar var.
Bana göre iki insan bir araya gerekli olan bir ihtiyaçtan dolayı geliyor, hayatlarında eksikliğini duydukları hatta o kadar önemli ki iki satırla tanıştığın bir yabancı ile belki de bilmediğin bir yerde buluşmanı gerektirecek, bu iki taraf için de büyük bir risk.
Yani burada o önemli ihtiyaç sadece cinsellik değil, aynı zamanda yakınlık, aynı zamanda da bir doldurulması gereken duygusal boşluk bu ihtiyaç. Bu önemli şeylerin arayışı içinde geçen sürece de “tek gecelik” deyip etiketlendirmek, ucuzlaştırmak ve basitleştirmek gibi geliyor.
Tek gecelik olan şey zaten ilişki statüsünde olamaz, ilişki olmazsa nedir derseniz de, sekstir derim! İşte tam olarak seks budur, hızlı ve zaman tasarrufu sağlayan şey hepsi bu!
Yani benim sorunum aslında gerçekleşen aktivitede değil, bu aktiviteye konulan isimde. Oysa çok basit ve normal denedin ve olmadı, herkes yoluna devam etti arkadaş, bu yani.
Her şeyi illa bir kategoriye sokma ve o kategoriyi ucuzlaştırma çabası beni rahatsız ediyor sanırım, sinirleniyorum 🙂
Bana göre bırakalım insanları aradıklarını bulana kadar ne isterlerse yaşasınlar, karşı olmadığım bir arayış biçimi olur kendileri…

Yazdıklarınızın bir çok yerinde Porno filmlere göndermeler var?Özellikle karşı olduğunuz bir çeşit var mı?

– Benim göndermelerim porno filmlerinden ziyade, çoğu insanın algısını yanıltan porno filmlere, aslında porno filmlerinin de suçu yok. Film ile gerçekliği ayıramayan insanlara tepkim…
Yoksa porno film dünyasına bir lafım yok, hatta olsun, olmalı da. Ama erkek icadı olan ve uzun yıllar sadece erkeklerin zevkine, erkeğin isteklerine göre hareket eden porno dünyası oldukça yanlış inanışlara sebep oldu.
Adeta binlerce yıl önce dedelerimizin adını koyduğu ve bu güne kadar varlığını sürdüren kadın zayıftır, kadın isteriktir, kadın erkeksizliğe dayanamaz, kadın sapıktır, kadın şudur budur v.s söylemlerini besledi ve bundan beslendi.
Kadının cinsellik anlayışı ile ilgili çok yanlış bilgiler verdi, tüm cinselliğin erkeğin cinsel uzvunun etrafında döndüğü gerçekliğini yarattı. Genel temeli bir erkeklik uzvu olan ve bu uzuv için yalvaran ağlayan gördüğü yerde üstüne atlayan kadınların olduğu filmler yaptı senelerce.
Şu anda durum biraz farklı olsa da, hatta birçok konuda özellikle sadece kadınlara yönelik yapımlara da rastlansa, çoğu yapım hala bir erkek cinsel uzvu ve bu uzuv için yalvaran gözü dönmüş kadınlardan oluşuyor.
Adı üstünde film dünyasının bir dalı bu porno sektörü, bunu izleyenlerin de en azından bunun bir film kurgusu olduğunun bilincinde olması gerek diye düşünüyorum.

Bunların dışında cinsel tercih olsun, cinsel yönelim olsun, cinsel keyif olsun her türlü porno olabilir. Sağlıklı bir insanın porno izlemesinden daha doğal ne olabilir.
Ya da fantezi ya da hayal hayal kurmakla porno izlemek arasında ne fark var? Porno izlemek sizi daha edepsiz daha ahlaksız yapmadığı gibi, izlememek de daha ahlaklı ve edepli yapmıyor.
Tercih, isteyen izler, istemeyen izlemez. Ama “oooooo ponro izliyor bu kişi kesin sapıktır” diye bir yargıya varmak dangalaklıktır, net!
Örneğin grup seks pornosu izlemek sizin grup seks istediğiniz anlama gelmiyor ya da her ne kadar tasvip etmesem de tecavüz pornoları var, yani senaryolu yapımlar. Bunu izliyor olmak, izlerken tahrik olmak tecavüze uğramak istediğiniz anlamına gelmiyor.
Bunların hepsi hayal dünyası… İzleyip geçmek lazım, hatta size hitap eden yapımlardan ilham bile alabilirsiniz, yeni şeyler öğrenebilirsiniz.
Biz izliyoruz valla çok da keyifli, ayrıca üstte sorulan ilişkiye heyecan katmak için de kullanılabilir bir araçtır porno!

Sadece Porno film izleyerek seks yapan kişiler için düşünceleriniz nedir?
-Yani iki taraf da isteyerek yapıyorsa bence sorun yok. Ama erkek ısrar ediyor ve partneri kadın aktivitede sadece konuk oyuncu ve delik görevi görüyorsa orada bir sorun var demek.
Tek başına tatmin için pornoyu kullanmak olağan, partnerinizle birlikte heyecan için kullanmak bu da olağan. Ama çift olup bir tarafın gözü devamlı porno filmde,yanındakinin varlığını umursamadan tutumundan vazgeçmiyorsa
ben şahsen kadın olarak istenmediğimi düşünürüm. Ben o kişinin bir uzmana görünmesini tavsiye ederim.

Orgazm olmak nasıl bir şey? Nasıl anlarız?

-Çok tarifi var orgazm olmanın, çünkü dediğim gibi her beden farklıdır. Her farklı bedenden de farklı tanımlama çıkar. Doğru bir tanımlaması yok şöyle ya da böyle bir şeydir diye, olamaz da zaten.
Herkes kendine göre tarif eder orgazmı, ben oturup nasıl tarif ederim diye düşünmedim. Genel hatları ile anlatmam gerekirse güzel bir şey, vücudu rahatlatan, yükseklik korkunuza rağmen dipsiz uçuruma korkusuzca atlamış hissini yaşatan.
Orgazm benim özgüvenimi tavana yükseltir, tüm dünyayı ele geçirecek bir güce sahipmmiş gibi hissederim kendimi, o anda benden güçlüsü benden güzeli yoktur yeryüzünde ama bu benim!
Orgazm olurken bile ifadelerimiz değişiklik gösterir, o filmlerdeki estetik yılan gibi kıvranan kadın çok azdır orgazm olurken. Örneğin çok az kadın çığlık atar, kimi kadın sessizce olur anlayamazsınız bile,
kimisi ağlar, kimisi elektrik çarpmış gibi titrer, kimisi tekme atar kaslarını kontrol edemediği için, kimisi ısırır yatak çarşaf ne geldiyse ve daha bir sürü… Böyle bir renk cümbüşünde, böyle bir çeşitlilikte şöyledir demek anlamsız olur.
Kişiden kişiye tanımlama ve ifade değiştiği için hislerin dozu da değişkendir, benim içim muhteşemse başkası için eh işte olabilir, bu da normal herkes aynı şekilde hissetmemeli zaten.
Orgazm güzel, hatta can olsa da, her paylaşımımı bu şekilde noktalamış olsam da yazılarımdan da fark edileceği üzere burada hedef orgazm değil.
Hedef dolu dolu güzel zaman geçirmek, hedef partnerimizle birbirimizi tanımamız. Hatta bazı sevişmelerde orgazm bile olmayabilir, bunda da sorun yok!
Öyle sevişmeler ve güzel anlar yaşayabilirsiniz ki orgazmın eksikliğini hissetmezsiniz bile. Benim orgazm diye tekrar edip duruyor olmamın sebebi kadınlığın devamlı kalıplar, devamlı tabular arkasına itilip kadın cinselliği yokmuş gibi davranılması.
Ve böyle bir durumda isyanımı gösterebilecek olan tek kelime orgazmdı!
Nasıl anlarıza gelince, anlamamak mümkün değil. Bir kere kaslarınız gerilip açılmaya başlar, her kadın farklı olsa da ortak nokta beden kasılması, kimisinde yoğundur kimisinde dışarıdan fark bile edilmez.
Olduğunuz zaman mutlaka anlarsınız çünkü o hissettiğinizin günlük hayatta karşılığı yoktur!
Kendinizi tanıyın, bedeninizi sevin sonrasında zaten sağlık açısından bir engeliniz bir sorununuz yoksa orgazm zaten gelir.

Ufukta yeni bir kitap var mı acaba? Bir Orgazm Masalı ikinci kitap gelecekti, iptal mi oldu?

-Aslında ikinci kitapta yer alacak içerik çoktan hazırlanmış ve bitmişti. Fakat günümüz koşullarında kitap formatında yayınlanan bir içeriğin kazanması için ciddi reklam yatırımının yapılması gerekiyor. Yani sonuçta yayınevleri bu işi ticaret için yapıyor, getirisine bakıyor bu çok normal. Her yayınevinin de böyle bir gücü yok, yani benim canım yayınevimin yoktu üstelik açılır açılmaz ilk bastıkları kitap benimkiydi, sevgili yayıncım Sevgi Emre’nin şanssızlığı oldu :))) Dürüst olmak gerekirse ilk basılan sayıyı bile zar zor tükettik diye düşünüyorum, takip ettiğim söylenemez. O kadar uzaktım ki konuya, kim duysa inanmıyor. Ayrıca İnternette görülen ilgi ile tezgahtaki aynı olmuyor maalesef… Öte yandan benim de suçum olabilir çünkü ben bile kitabım senede bir paylaşımını yaptım sosyal medya mecralarından. Bana saldırgan ol, ünlülere laf at, her platformda aktif ol, yürür gidersin kitabın da tanınmış olur dediler. Allah aşkına az çok beni tanıdığına inanıyorum, bende bunu yapacak kişilik var mı? :))) Üstelik kitap basılmayınca ben kendi sayfamda yazıları yayınladım bile, benim için bir sıkıntı yok. Zaten bir beklenti ile yaptığım bir şey değil, yazmadığım bir konuda aklıma bir şey gelirse nadiren de olsa oradan paylaşmaya devam edebilirim. Yani sabit takipçim beni zaten her yerden bulup okuyabilir…

Bir Orgazm Masalı adında bir kitap yazıp yayınladıktan sonra aileniz ile sıkıntı yaşadınız mı?

-Şunu açıklığa kavuşturmamız lazım. Ben kitap yazmadım! Ben yazar değilim! Sadece internette bir blog sayfasında naçizane karamalarım toplanıp daha çok okuyucuya ulaşsın ve daha kalıcı olsun diye kitap formuna basıldı, hepsi bu. Belki de bu yüzden kitabım kitabım diye böbürlenemiyorum çünkü manasız geliyor. Özellikle sevdiğim okuduğum ve saygı duyduğum gerçek yazar olan insanlara hakaret eder gibi, olacak şey değil. Ve ailemin haberi yok ki sıkıntı olsun. Eğer haberleri olsaydı muhtemelen annem “oyyy başıma gelenler bizim kız seksli meksli yazmış,rezil olduk elaleme” diyerek hastaneye gidip ötenazi hakkım var mı yok mu diye sorar. Günlerce ayılıp bayılır bana da dakika başı telefonla işkence eder. Babam ise en iyi ihtimal “iyi bok yedin, yok benim böyle bir evladım” diyecek. 🙂 Hele sülale, aman aman… Bizim sülalenin diline düşeceğine foseptik çukuruna düş daha iyi, zaten bu sülalenin diline düşme olayı eminim herkese tanıdık gelecek. 🙂 Böylesi iyi biz bize, sakin sakin ben paylaşıyorum siz okuyorsunuz.

Sevgili Red bize vakit ayırdığın için çok teşekkür ederiz. Yazılarını takip ediyor olacağız.
Siz hala Red Galia yazılarını okumadıysanız redgalia.tumblr.com dan takip edebilirsiniz.

Cevap ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz