Arda Aydın: Oynadığım hemen her karakter benden bir parça barındırıyordu. Çünkü temelde hepsi birer insandı.

Sevgili Arda Aydın değerli vaktini bize ayırdığın için öncelikle teşekkür ederiz.

1 Mart 1979 tarihinde Ankara ‘da doğmuştur. İlkokul,ortaokul ve liseyi Ankara ‘da okuduktan sonra 1998 yılında İstanbul ‘a yerleşmiştir. 1999 yılında girdiği Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünden 2003 yılında mezun olmuştur. Aynı yıl İstanbul Şehir Tiyatroları ‘nda oynamaya başlamıştır. Ankara ‘da başladığı seslendirme çalışmalarını İstanbul ‘da sürdürmektedir. Devlet Tiyatroları tarafından repertuvara alınan Köpekler adlı oyunu bulunmaktadır. Çok sayıda reklam filmi ve ünlüyü seslendirmiştir.

Ödüller:
9. Direklerarası (Lions) seyirci ödülleri Kerem Yılmazer Genç Yetenek ödülü- Tekrar Çal Sam oyunuyla
11. Direklerarası (Lions) seyirci ödülleri Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu- Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi oyunuyla
17. Sadri Alışık Tiyatro&Sinema Oyuncu Ödülleri Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu Adayı- Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi Oyunuyla
19. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu Adayı- Bir Yaz Gecesi Rüyası oyunuyla
20. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Tiyatro Oyuncusu (Komedi, Müzikli Oyun ya da Müzikal) (Bir Yaz Gecesi Rüyası, İBBŞT)
Taksim-Bebek Rotary Kulübü Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu- Ölü Adamın Cep Telefonu ve Bir Yaz Gecesi Rüyası oyunlarıyla.

Yönetmen, yapımcı, sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu, seslendirmen ve aynı zamanda müzisyensiniz. Bu yoğun temponuz hakkında bize neler söylemek istersiniz?

-Çok uzun senelerdir rutinim bu şekilde. Bütün bu saydığınız i̇şlerin tamamını bu uzun seneler içersinde öğrendim. Kendimi geliştirmek adına pek çok şey yaptım, bu yoğun tempoya da bu sayede alıştım. Aslında en temel gerçeğim hiç durmaksızın çalışmak, çalışmak ve çalışmak. Esas bu yoğunluk olmadığı zamanlarda kendimi işe yaramaz ve depresif hissedebiliyorum.

İlk seslendirme deneyiminiz nasıl başladı?

-İlk olarak 1986 senesinde TRT Ankara televizyonu civarında konuşlanmış stüdyolarda seslendirme yapmaya başladım. Çok küçük yaşlarda TRT stüdyolarına girdim ve oralarda şimdi bir çoğu dünya değiştirmiş ya da sağ olanlarınsa meslekte çok önemli yerlere geldiğine şahit olduğumuz insanlarla bir arada olma şansına eriştim. Ancak hatırladığım ilk “rol“ Son İmparator filminde konuştuğum karakterdi.

Seslendirmenin zorlukları nelerdir?

-Seslendirmenin zorluğu herhangi bir teknik işin zorluğu kadardır. Hangi işi yaparsanız yapın, bu el emeği isteyen bir iş de olabilir, aklınızı, zekanızı ortaya koymanız gereken bir iş de, ne olursa olsun bir yeteneğe haiz olmanız gerekiyor. Bu nedenle seslendirmenin zor bir şey olmasındansa seslendirme yapabilenlerin neden ve nasıl yapabildiğini, yapmak için denemede bulunup yapamayanların da neden yapamadıklarını anlamaya çalışmak bana daha doğru geliyor. Dünyada kolay meslek diye bir şey olduğuna inanmam, seslendirme de bir meslektir ve her meslek gibi kolay değildir. Burada esas ayrılması gereken, seslendirme mesleğini icra edenlerin aralarındaki farktır. Bu fark iyi seslendirmeyle, yani bir mesleğin icrasını en elit şekilde yapabilenle, kötü seslendirmeyi, yani bir mesleğin icrasını vasat ya da vasatın altı ölçülerde yapabilenlerin arasındaki farktır. Mesleki zorlukların ne denli aşılabildiğini herhangi bir mesleği en iyi şekilde icra edenlerin çıkarttığı işlerde zaten görürsünüz.

Bu zamana kadar en severek yaptığınız seslendirme hangisi?

-Bu zamana kadar konuştuklarımın arasında beni en çok etkileyen iş Disney prodüksiyonu COCO oldu. Bir animasyon olduğunu düşünürsek gerçek bir hikayenin bu denli etkileyici ve akıcı aktarıldığı bir film hatırlamıyorum. Çok film izlerim, izlediğimden çok film seslendirmiş de olabilirim ama COCO bana hayatın katabileceğinden çok daha fazla gerçeklik ve güzellik kattı. İzlemeyen varsa o filmi mutlaka görmelerini tavsiye ederim.

Ben seslendirme sanatçısı olmalıyım diyen biri nasıl bir yol izlemeli?

-Çok küçük yaşta bu işe başlamış bir insan olarak seslendirmeyi nasıl başlığınabileceğine dair çok kesin ve net şeyler söyleyemem. Ben başladığımda kendimi yeni yeni bildiğim zamanlardı. Fakat gelin görün ki bu işin bir eğitim süzgecinden geçerek yapılabileceğini hiçbir zaman inancım olmadı. Hep usta çırak ilişkisi içersinde geliştiğini, izleyerek dinleyerek, En önemlisi çok büyük zaman ve akıl vererek ilerlenebileceğini inandım.

Şimdilerde pek çok seslendirme kursları var. İnsanlar bunları tercih edebilir, buralarda halihazırda piyasada seslendirme yapmakta olan arkadaşlarımızdan eğitimler alabilir. Ancak bu şu demek değildir; kesinlikle buradan çıktığım zaman seslendirme sanatçısı olabileceğim ve istediğim stüdyoda seslendirme yapabileceğim. Buna inanarak başlanırsa hayal kırıklığı büyük olabilir. Seslendirme yapmak isteyen biri, en temelden başlandığını kabul ederek, oyunculuğa dirsek temasında bir meslek olduğunu varsayarsak, egoları nispeten yüksek insanlarla yanyana olunacağını da düşünerek, bunu bir eğitim gibi görüp o şekilde davranarak mesleği öğrenmek adına çok güzel ve büyük yol kat edebilir.

Peki sizce tiyatronun geleceği nereye gidiyor?

-Tiyatro tarih boyunca çok inişli çıkışlı bir yapıya sahip oldu. Bazı dönemlerde bazı ülkelerde çok revaçta bir sanat dalı iken şimdilerde tiyatronun mabedi olarak gördüğümüz pek çok yerde esamesi bile okunmayan bir sanat dalıydı. Buradan hareketle aslında tiyatronun geleceği yere geldiğini, biraz geri gittiğini, şimdi tekrar nispeten şaşalı günlerine geri dönmek üzereyken bu dünyada ilan edilen Pandemi dolayısıyla tekrar gerilediğini görebiliyoruz. Uzun vadede bakmalı böyle şeylere. On sene sonra hala sahneye çıkabiliyorsam, on sene sonra yine salonları dolduran seyirciyle yüzyüze oyunlar oynayabiliyorsan bu benim için tiyatronun geleceğidir.

Yaşadığınız en değişik sahne deneyimini bize anlatır mısın?

-Şu ana kadar oynadığım oyunların tamamını çok sevdim. Hatta hiç keşke içinde yer almasaydım dediğim bir oyun olmadı. Bir oyunu çekilir kılan şey metini reji vesairenin yanı sıra kulisini paylaştığınız insanlardır. Tabi ki metni rejisi çok iyi olup kulisi yüzünden ayaklarımın geri gittiği oyunlar da oldu fakat oynadığım her oyunu sevdim. Bunun sebebi biraz da kendimi oyunlarla yaşayanlardan biri olarak görmem aslında.

En çok severek oynadığınız oyunlar?

-Şu ana kadar oynadığım oyunların tamamını çok sevdim. Hatta hiç keşke içinde yer almasaydım dediğim bir oyun olmadı. Bir oyunu çekilir kılan şey metini reji vesairenin yanı sıra kulisini paylaştığınız insanlardır. Tabi ki metni rejisi çok iyi olup kulisi yüzünden ayaklarımın geri gittiği oyunlar da oldu fakat oynadığım her oyunu sevdim. Bunun sebebi biraz da kendimi oyunlarla yaşayanlardan biri olarak görmem aslında

Tiyatroda hangi karakterde günlük hayatta ben buyum dediğiniz oldu mu?

-Oynadığım hemen her karakter benden bir parça barındırıyordu. Çünkü temelde hepsi birer insandı:) Ancak gelin görün “bu benim“ dediğim herhangi bir karakter olmadı.

Arda Aydın şu anda neler yapıyor? Hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?

-Böyle bir dönemde bile elimizde çok fazla proje var. Kendi yapım şirketimin, Biraderler Yapım ve onun bünyesinde bulunan Çocuk Genç Sanat Tiyatro biriminin (ÇGST) zaten halihazırda altı farklı oyunu sahnelenmeye devam ediyor. Bir Yaz Gecesi Rüyası, Biraderler Cabaret, İlelebet…Bir Atatürk Hikâyesi, Anlaşılmaz Konuşmalar, Pencere ve Sen Yaz Ben Oynarım. Bunun yanında Şehir tiyatroları aynı hızda devam ediyor. Sezondan itibaren kendi yazdığım bir müzikli oyunu Antalya Şehir Tiyatrosu’nda sahneye koyacağım. Müzik işleri de geçtiğimiz yıldan beri profesyonel olduğumu varsayarsak artık geri dönülemez şekilde hayatımın merkezinde. Zaten açık konuşmam gerekirse oyunculuk ve sahne sanatlarından başlarda aldığım keyfi çok uzun zamandır müzik yapmaktan alıyorum. Orçun Tekelioğlu ve Murat Tunalı’yla çalışmak da bu isteği katlıyor. Sözün özü bir ya da birkaç proje değil çok fazla iş var ve bunları tek tek saymaya kalktığım zaman çok yer kaplıyor:)

Yazılmış Tüm Mektuplar isimli bir albümü severek dinledik,yeni albüm yapmayı düşünüyor musunuz? Ne zaman bizlerle buluşur?

-Yeni albüm yapabilmek için altı ya da daha fazla sayıda şarkıyı yazmak, bestelemek, düzenlemek stüdyoya girip kaydetmek ve daha pek çok unsuru içinde barındıran uzun ve meşakkatli yollardan geçmek gerekiyor. Yazılmış tüm mektuplar hemen hemen 9 senenin ürünüydü. Sadece albümdeki şarkıları kaydetmek ve onların bitmesini beklemek bile bir buçuk sene sürdü. Yani aslında 2018’in ortalarında biten albümü bir sene sonra yayınlamak zorunda kaldık. Bu yüzden albüm yerine teklileri yayınlamak daha doğru geliyor artık. En son yayınladığım ‘Gece ile Mercan’ güzel tepkiler aldı, şimdi bir hafta içinde yeni bir şarkı daha yayına girecek.

Tüm alanlarda çok başarılısınız? Bu başarıyı neye borçlusunuz?

-Ben başarının içine sokulduğumuz bir cendere olduğuna inanmaya başladım son yıllarda. Mesleğe başladığım ilk zamanlarda hatta daha ufak zamanlarımda başarılı olmanın çok önemli olduğunu ve hayatta maddi olarak kazanabileceğim ne varsa başarıdan sonra geleceğine inandım. Fakat son zamanlarda gördüğüm bir gerçek beni bu düşünceden biraz uzaklaştırdı. Herhangi bir alanda kazandığınız başarının bir tanıtım malzemesine dönüşmediği sürece, özellikle sahne sanatları ve bu tür disiplinlerde, hemen hemen hiçbir değeri olmadığını, hatta size kendinizi kötü hissettirdiğini anladığını söyleyebilirim. Buradan hareketle başarının tanımını değiştirmek ve dönüştürmek gerektiğini düşünüyorum ya da başarı yerine yeni bir kriter oluşturmak gerektiğine inanıyorum. Başta da söylediğim gibi benim kendime her zaman iyi hissettiğim yegane şey çalışmak çalışmak ve çalışmak. Eğer çalışabiliyorsam ve üretebiliyorsam, kendimi iyi hissediyorum artık. Bundan sonraki amacım da insanların birbirlerinin paçasından asılıp aşağı çekmeye çalıştığı bir ortamda ve zamanda sadece üretebilmek ve iyi hissedebileceğim işler yapabilmek.

Gençlere ve sanat okuyanlara önerileriniz var mı?

-Açıkçası gençlere tavsiye verebilecek durumda olduğunu zannetmiyorum. Sanat dallarından herhangi birini okuyanlara da bir tavsiyede bulunmak çok mümkün görünmüyor. Çünkü sahne sanatlarının bir dalı olan tiyatro alanında çalışıyor ve üretiyorum. Bu alana dair tecrübelerim var ve bunları onlarla paylaşabilirim hazır olmaları için ama buraya bu tecrübe ettiklerimin bir tanesini bile yazsam sayfalar uzar gider. En doğrusu şu galiba; mesleki bir tecrübe edinmek sadece okuyarak mümkün olmuyor, bunu iyi kavramak lazım. Tüm sanat disiplinleri usta çırak ilişkisi içerisinde olması gereken yeri buluyor. İyi bir ustaya ya da şimdinin moda tabiriyle mentora sahip olurlarsa, şekillendirmek konusunda bocaladıkları yolları daha yürünür hale getirebilirler. Bir de hemen para kaygısına düşmemelerini salık veririm.

Karakterinizin en belirgin özellikleri nelerdir?

-Söylediklerim ve yaptıklarım konusunda çok kararlıyımdır. Dik bir duruşum vardır ve bu bazı insanlarca sertlik olarak algılanır. Bu dik duruş bazen aşırıya kaçabiliyor ama artık yaşın da verdiği bir olgunluk herhalde, çabuk sakinleşiyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi bu meslek bir çok insanın birbirini paçasından aşağı çekmeye çalıştığı tuhaf bir şey. Karakter özelliğiniz olmasa bile bazı durumlara verdiğiniz tepkiler karakteriniz gibi algılanabiliyor. Genelde sakinimdir. Çok girişkenim ve özellikle işler konusunda korku duymam. Tabi bu yersiz bir korkusuzluk değil asla. Denemedim demek beni en çok yıpratan şeydir ve hayatım boyunca herhangi bir durumla ilgili denemedim demedim. Bu özel hayatım için de iş hayatım için de geçerli.

Kendinize hep tekrarladığınız, unutamadığınız bir nasihat var mıdır?

-Kendime hatırlattığım en önemli şey sanırım önce insan olmak, sonra korkusuz olmamak. Korku insanı dikkatli ve diri tutar. Tabi ki ödü patlarcasına bir korkudan bahsetmiyorum, temkinli olmak diyelim buna. Düşüncesizce bir iş yapmamak. Yaptığım bir çok düşüncesizce şey başıma hiç istemediğim işler açtı ve anladım ki temkinli olmakta fayda var. Bir de merhametli olmak. Her şeye ve herkese karşı. Paylaşmak.

Su an tüm dünyanın yaşadığı karantina dönemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bu dönem verimli geçti diyebilirim. Hani herkes diyor ya şimdilerde okuyamadığım kitapları okudum, izleyemediğim filmleri dizileri izledim vesaire; ben onlardan değilim, çünkü çalışmaya devam ettim. Hatta bu dönemde tiyatrolar kapalıyken bile herhalde en çok sahneye çıkan oyuncu benim çünkü sadece İlelebet…Bir Atatürk Hikâyesi oyunumu 3 ayrı dijital platforma yükleyebilmek için sahneye çıkıp oynadım. Sen Yaz Ben Oynarım diye bir çocuk oyunumuz vardı onu yine dijital platform için çektik. Çeşitli sosyal mecralara dijital içerikler hazırladık Biraderler Yapım’da ve bunları izleyiciye sunduk. ÇGST online atölyeler yapmaya başladı Mart ayı sonlarına doğru ve dolu dizgin çalışmaya devam ettim. Hatta öyle ki evde olabilmek için sokağa çıkma yasağının gelmesini bekledim:)

Fakat bunlardan bağımsız olarak şunu söylemek isterim; bu virüsün yayılma hızı, verdiği zarar, bulaştığı insan sayısı açısından tüm dünyada pandemi ilan edilmesini, okuyanlar beni yanlış anlamasın ama, yersiz ve son derece planlı buluyorum. Başından itibaren de düşüncem bu yönde ve her geçen gün bu düşünceyi destekleyen bilgi belge ve dökümanlar ortaya çıkıyor. Maalesef ve üzülerek söylemeliyim, bu işin arkasından Dünya Sağlık Örgütü ve onun da arkasından bir ya da bir kaç isim çıkacak ve dünyayı bu şekilde manipüle ettikleri için çok kazançlı çıktıklarına şahit olacağız. Umarım ben haksız çıkarım ama gidişat bunu gösteriyor.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mıdır?

-Umarım verdiğim yanıtlar okuyanların hoşuna gitmiştir. Biraderler Yapım’ı ve işlerini takip etmeniz, ayrıca albüm ve şarkılarımı dinlemeniz beni çok memnun eder. Tiyatro ve sanata dair söylenebilecek en uygun cümle bugünlerde galiba şu;

‘Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu’

Tiyatro ve sahne sanatlarının varolabilmesi için her zamankinden daha çok yanımızda olmanıza ihtiyacımız var.

Okuduklarınız ve tüm sorularınız için info@ardaydin.com adresine yazabilirsiniz.

Sevgilerimle…

Keyifli röportajınız için çok teşekkür ederiz. Bihaberolma ekibi olarak başarılarınızın devamını dileriz…

Cevap ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz