İnsanlık tarihine yön veren birçok olaya ev sahipliği yapan Roma, İtalya’nın en gözde şehirlerinden birisi. 3 bin yıllık geçmişi, hazine değerindeki kültürü ve hala bir dine önderlik eden Vatikan şehri ile size tarihe canlı tanıklık etme şansı sunan bu turistik kent, son yıllarda Londra, Paris ve Amsterdam gibi en ünlü merkezleri geride bırakıyor. Çok uzun bilet kuyrukları olsa da gezilecek birçok yeri bulunan Roma’ya gelin birlikte göz atalım;
1. Navona Meydanı
Hareketli yaşantısı sayesinde Roma’nın gerçek dinamiğini gözler önüne seren Navona Meydanı, ilk yüzyılda Papa X. Innocent talimatıyla yapılmış. Daha öncesinde yerinde bir stadyum yer alan yapı, günümüzde etrafındaki restoranlar sayesinde adeta yaşayan bir mekâna dönüşürken sokak sanatçılarının gösterileri sayesinde de oldukça samimi bir atmosfere sahip. Ayrıca Bernini tarafından tasarlanan Dört Nehir de yine bu meydanda yer alırken Barok stili birçok mimari yapı da sizi kendisine hayran bırakacak.
2. Kolezyum
Roma’ya yolunuz düşerse ilk nereyi görmelisiniz deseler muhtemelen cevapların çoğunluğu Kolezyum olurdu. Adını tüm dünyaya duyuran bu görkemli yapı, aynı zamanda Flavianus Amfi Tiyatro olarak da anılmakta. Bu ismi ise girişte bulunan 30 metre yüksekliğindeki Colossus Neronis Heykeli’nden aldığı söylenmekte.
Yapının detaylarına gelecek olursak; toplamda 188 metre uzunluğu bulunan bu bina, 156 metre genişliği ve 55 bin kişilik kapasitesiyle çağın en iyileri arasında yer almakta. Hayvan ve gladyatör dövüşlerinden tiyatro gösterilerine kadar içerisinde birçok Show düzenlenen inşaatta, idamlar ve taç törenleri de düzenlenmiştir. 450 sene süresince gücün temsili olan tarihi bina, günümüzde dünyanın 7 harikası arasında yer alan en önemli turistik merkezlerinden biridir.
3. Pantheon
Dünyaca ünlü imparator Hadrian talimatıyla 118 ila 125 yılları arasında inşa edilen tapınak, bir diğer ismiyle “Tüm Tanrıların Tapınağı” olarak da anılmakta. Başlangıçta Paganizm ile tasarlansa da 5. Yüzyıldan sonra Hristiyan geleneğine geçmiş ve 609 senesinde Meryem Ana’ya ithaf edilen bir kiliseye dönüştürülmüştür. Sahip olduğu mimari özellikleriyle görenleri büyüleyen yapı, tam orta kısmındaki güneş ışığına özel tasarlanmış bölümüyle adeta bir yıldız gibi parlıyor. Ayrıca 43 metrelik kubbesi ve içindeki heykelleriyle zamanın krallarına, sanatçılarına ve mimarlarına dair sizi kısa bir yolculuğa çıkaracak.
4. Vatikan Müzeleri & Sistina Şapeli
Günümüzde halen devam eden ve Hristiyan dünyası için çok önemli olan Vatikan, papalar tarafından düzenlenen toplantılara ve yüzlerce sanat eserine ev sahipliği yapıyor. 1506 senesinde bulunan Laocoön ve Oğulları Heykeli ise Vatikan Müzesi’nin temelini atmış diyebiliriz. Sonrasında Antik Yunan dönemine ait modern tablolardan dini koleksiyonlara kadar keşfedilen her eser burada sergilenmeye başlanmış.
54 galerili bu ünlü müzenin en çok merdivenleri konuşulurken, içerisinde bulunan Sistina Şapeli de oldukça önemli. Tavanında Michelangelo’nun ürettiği “Âdem’in Yaratılışı” eseri ve duvarlarındaki freskler sebebiyle bu ünlü şapeli çok beğeneceğinize eminiz.
5. Aşk Çeşmesi
Poli Sarayı’nın hemen sonunda yer alan ve Trevi Çeşmesi olarak da bilinen yapı, Papa XII. Clement tarafından istenmiş ve göz alıcı bir güzellikte inşa edilmiş. Ünlü heykeltıraş Salvi ile üretilmeye başlanan bu çeşme, birçok sanatçının da dahil olmasıyla 30 yılın sonunda tamamlanabilmiş.
Tasarımına baktığımızda deniz temasıyla üretildiğini gördüğümüz bu yapının, Neptün figürüyle çevrelendiğini görebiliyoruz. Heykelin sağ kısmında ise suyun kaynağı olan bir bakire yer almakta. Görünümünün yanı sıra bu çeşmenin farklı bir özelliği de uzun yıllardır gelen inanışlar. Bu doğrultuda, suya sağ elinizi kullanarak sol omzunuzun üzerinden para attığınızda dileklerinizin kabul olacağı söyleniyor. Bu sebeple içi madeni paralarla dolu olan bu çeşme, en kalabalık turistik sembollerden biri.












