Nazar ya da kem göz, canlı veya cansız bir varlığın başına kaza veya bela gelmesine neden olduğuna inanılan bakış. Nazardan özellikle çocukların, hamilelerin ya da hayvanların etkilendiğine inanılır.
Farsça kökenli kem sözcüğü kötü, fena anlamlarına gelir. Göz sözcüğü Türkçede görme organı anlamına geldiği gibi aynı zamanda halk arasında “kem göz” (kötü niyetli bakış) anlamında da kullanılır. Arapça “nazar” kelimesi de göz/bakış anlamlarına gelir.
Bazı toplumlarda kem gözün nesneleri bile çatlatabildiğine inanılır. Mavi boncuğun bu enerjiyi kendisine çekerek yok edeceği fikri yaygındır. Kelimenin köz “ateş parçası” ile bağlantısı da dikkat çekicidir. Bakışın yakıcı gücü olduğu düşünülür…
Kem göz inancının kökeni çok eskilere dayanır. Antik Roma ve Helen medeniyetlerinde, Müslüman, Yahudi, Budist ve Hindu toplumlarında da görülen bu inanış özellikle yerli ve köylü toplumlarında yer etmiş, günümüze kadar hayatta kalmayı başarmıştır. Tarih boyunca yabancıların, vücut deformasyonu olan engellilerin, çocuksuz kadınların ve yaşlı kadınların nazarının daha çok değdiğine inanılmıştır.
Geçmişte bazı toplumlarda nazarın kasıtsız olarak değdiğine inanılırdı. Örneğin Slav folklorunda, çocuklarına nazarı değdiği için kendini kör eden bir babanın hikayesi vardır. Daha yakın zamanlarda ise nazarın kıskançlık sonucu değdiği inanışı yaygınlaşmıştır. Bu nedenle, özellikle Ortaçağ Avrupa’sında, bir mal veya çocuk övüldüğünde “Tanrı izin verirse” veya “Tanrı kutsasın”sözlerini eklemek adeti yerleşmiştir. Müslüman toplumlarda ise benzer anlamlara gelen maşallah sözü kullanılır..
Maşallah; beğenilen veya takdir edilen bir şey görüldüğünde, “Allah nazardan saklasın” anlamında kullanılan bir söz. Kem gözlerden koruduğuna inanılarak, yazı şeklinde, canlı veya cansız varlıkların üzerinde de taşınır. Müslüman toplumların yanı sıra, geçmişte Osmanlı hakimiyetinde bulunan Balkanlarda ve Kıbrıs’taki gayrimüslim toplumlarda da kullanılır.
Kem gözlerden koruduğuna inanılan yöntemler toplumdan topluma farklılık gösterir. En yaygın yöntemlerden biri nazar boncuğu gibi takılar takmak ya da üzerinde, muska gibi dua yazılı kağıtlar taşımaktır. Hindistan’ın bazı yörelerinde evlenen çiftler nazardan korunmak için karşı cinsin kıyafetlerini giyerler. Bazı Asyalı toplumlarda çocukların gözlerinin etrafına siyah boya sürülür. Bazı Afrikalı ve Asyalı toplumlarda kem gözlerden en çok yiyip içerken etkilenildiğine, zira ağız açıkken ruhun vücuttan daha kolay çıkacağına inanılır. Bu nedenle yemek yalnız başına veya yakın akrabaların yanında yenir.

Nazar boncuğu, insanı kem gözlerden koruduğuna inanılan boncuk. Tarih boyunca, çoğu kültürde ve dinsel inançta, göz figürü kötülükleri savan güçlü bir tılsım olarak kabul edilmiştir.
Bu figüre Müslüman, Musevi ve Hristiyan toplumların yanı sıra, Budist ve Hindu toplumlarda da rastlanır.
Eski çağlarda, ölülerin ruhlarıyla, periler ve cinlerin birlikte yaşadıkları bir âlemin var olduğuna inanılırdı. Bu âleme bağlı olan insanların, özellikle de büyücülerin gözlerinde kötü ruhların yerleştiğine inanırlardı. Bu yüzden de onların bakışlarının çok güçlü ve zararlı olduğu düşünülürdü. Halk arasında nazara gelmiş biri için üzerlik (bitki) otu yakıp söylenen, “her yerde sen olasın, belâları savasın” sözünün temelinde de bu inanç vardır. Anadolu’da Nazar Ocağı veya Göz Ocağı adı verilen mekanlara gidildiği de bilinmektedir.
İslam dininde de bazı hadislerde nazardan ve islam peygamberinin nazardan korunmak için okuduğu dualardan bahsedilmiştir. Nazar veya İn Yekad ayeti, Müslüman halkların yaşamlarında en çok kullandığı ve aynı şekilde kamil bir şekilde yazarak nazardan korunmak amacıyla evlerin girişlerine astığı Kur’an-i ayetlerden biridir.
Kaynak : Wikipedia












