Gökyüzü Neden Mavidir?

Dışarı çıkar çıkmaz ilk önce çoğumuzun yaptığı şey nedir? 🙂 Evet! Gökyüzüne bakmak… Tertemiz, pırıl pırıl güneşli bir günde masmavi gökyüzüne bakarak içimizin huzur dolduğu su götürmez bir gerçektir.
Hangimiz güzel bir günde, masmavi gökyüzüne bakarak mutlu olmayız ki? İnsana enerji veren, hoşluk veren harika bir doğal güzelliktir mavi gökyüzü…
Peki acaba gökyüzü neden mavidir? Acaba gökyüzü yeşil olabilir mi? Veya mor? Hadi bunun cevabını birlikte bulalım. 🙂
Dünyanın enerji ve ışık kaynağı olan, merkezimizde bulunan ve etrafında deli divane döndüğümüz Güneşimizin ışığı aslında beyaz renktir. Güneş ışığı beyaz olmasına rağmen içinde bir çok renk bulundurmaktadır. İçinde tüm renkleri barındıran yani tüm dalga boylarını birden aynı anda gözümüze ulaşarak gördüğümüz renk BEYAZ renktir. Tam tersi durumda da, yani dalga boylarını göremediğimiz, gözümüze hiçbir dalga boyuna sahip ışığın ulaşmadığı durumda SİYAH renktir.


Peki nedir bu beyaz ışık o zaman? Evet, doğru düşünüyorsunuz! 🙂 Gökkuşağında bulunan tüm renkleri aslında Güneş ışığı barındırmaktadır. Kırılmalardan, dalga boylarından ve ışığın enerji seviyelerinden dolayı bunlar kırılarak farklı renklere bürünmektedir. Tıpkı bir prizmadan beyaz Güneş ışığını geçirdiğimizde gördüğümüz 7 renk gibi…
Ufak Not: Pink Floyd albüm kapağını anımsadık bir an değil mi? 🙂

Aslında gerçekleşen olay tamamen Güneşten gelen ışıkların Dünya’ya gelirken yolda rastladığı parçacıklarla çarpışarak kırılması ve yayılmasından kaynaklanmaktadır. Bu çarpışma sonucu beyaz ışık saçılır ve saçılma esnasında renklere bölünmektedir. Çarpışma sonucunda saçılan ışığın daha uzun mu daha kısa mı yol olması tamamen ışığın dalga boyu ile alakalıdır.
Bu arada dip not olarak dalga boyunu açıklayalım; hareketli olan her ismin bu harekete eşlik eden bir dalga boyunun olduğu keşfedilmiştir. Dalga boyu, bir dalga serisinin tekrarlanan birimleri arasındaki süre demektir. Dalga boyu frekansla ve enerji ile ters orantılıdır. Bundan dolayı frekansı büyük olan ve enerji büyük olan cisimlerin dalga boyları kısadır. Ya da frekansı ve enerjisi küçük olan isimlerin dalga boyları büyüktür durumu gerçekleşmektedir.

Konumuza tekrar dönersek, çarpışma sonucu dağılan beyaz ışığın uzaklıkları (veya saçılma miktarları) dalga boyuna bağlı olarak değişmektedir. Dalga boyu kısaldıkça saçılma mesafesi/ miktarı artmaktadır. Bu nedenden dolayı dalga boyu kısa olan renkler daha çok mesafe kat edeceğinden dolayı daha çok saçılır ve daha çok yayılır.

Çok fazla fizik ve matematik formüllerine girmeden kısaca renkleri ifade edelim öyleyse…
Beyaz ışığın parçacıklara çarparak kırılmasından dolayı oluşan 7 renk en uzun dalga boyundan en kısa dalga sıralamasına göre; kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, açık mavi, koyu mavi ve mor renkleridir. Frekans ve enerji olarak değerlendirirsekte tam tersi bir sıralama seyretmektedir.


Gözlerimizin algılayabildiği ve gördüğümüz renklerin hepsi 400 nm ve 700 nm aralığındadır. Görünür ışıkların dalga boylarına göre bu şekilde sıralanmasıda Elektromanyetik Spektrum olarak adlandırılmaktadır. 400 nm öncesi ultra viyola ışıklar ve 700 nm sonrası infra red ışıklar olarak adlandırılmaktadır ve gözlerimiz bu ışıkları algılayamaz. Gözlerimiz ve vücudumuz için zararlı ışıklar olarakta bilinmektedir ve atmosferden geçerken bu ışıkların çoğu elenmektedir.

Peki başlığımız olan soruya dönecek olursak! Neden gündüzleri gökyüzünü mavi görüyoruz? Güneş doğarken ve batana kadarki süreçte, Güneş ışınları Dünya’ya gelirken kısa dalga boylu mavi ışık diğer uzun dalga boylu renklere göre çok daha fazla saçılmaya uğrar ve gökyüzünde daha çok yayılır. Gökyüzünün mavi olmasının tek sebebi beyaz ışığın Dünya’ya gelirken çarpıştığı parçacıklardaki dalga boylarının kırılmalarıyla alakalıdır.
Örneğin; Güneş batarken ufuk çizgisine daha çok yaklaşmaktadır ve ufka yakın olduğu zamanlarda ışınlar atmosferde daha uzun yol alırlar. Bu yol boyunca kısa dalga boyuna sahip mavi ışık çok fazla saçılmaya uğrarken, kırmızı ışık daha az saçılmaya ve çarpışmaya uğrar bu nedenden dolayı yer yüzüne daha fazla ulaşır. Yeryüzüne daha fazla ulaşmasından dolayı da gözlerimiz bu rengi daha çok algılar ve bu nedenle Güneş batmaya başlarken önce sarı, sonra turuncu ve sonra da kırmızı rengi daha fazla görüyor oluruz.


Tamam ama mor ışık en kısa dalga boyuna sahip ışıktı. Neden biz onu görmüyoruz öyleyse gündüz? Çok doğru! Ve haklısınızda… Fakat gözümüzde bulunan reseptörler mor ışıktan daha çok mavi ışığa duyarlıdırlar. Bunun nedeni gözlerimizdeki reseptörlerin 3 ana renk olan kırmızı, sarı ve maviye olan duyarlılığından kaynaklanmaktadır. Yani mor ışıktan ziyade mavi ışığa daha hassas olan gözlerimizdir. Bir başka sebebi ise Güneş’ten gelen ışıkta bulunan renklerin bulunma yoğunluklarıdır. Yani Güneş’ten gelen ışıkta mavi ışık mor ışıktan daha fazla bulunmaktadır.
Başta sorduğumuz “gökyüzü yeşil olabilir mi?” sorumuzun cevabınıda verecek olursak HAYIR olamazdır. Güneşten gelen ışıkta en çok olan renk yeşildir. Fakat gökyüzünü yeşil görmememizin sebebi yeşil rengin mavi renge göre daha az saçılmasıdır.
Güneşten çıkan ve yaklaşık 8 dakikada Dünya’ya ve gözümüze ulaşan beyaz ışığın, bu süreçte başına kim bilir neler geliyor değil mi? 🙂 Çarpışmalar, saçılmalar ve kırılmalar… 8 dakika sonra gördüğümüz şey ise masmavi ve pırıl pırıl bir gökyüzü.. Akşam ise harika bir turuncu kırmızı arası renk dağılmaları…


O zaman bu kadar meşakkatli bir yolculuk yapan ve Dünyamızı maviye bürüyen bu ışınlar için her sabah gökyüzüne bakarak mutlu olabilmeyi deneyelim ne dersiniz? Çünkü her ne kadar kırmızıya oranla fizik ve matematik açısından enerjisi mavinin daha az olsa da baktığımızda bize enerji ve huzur verdiğini biliyoruz! 🙂

O zaman yaşasın mavi gökyüzü! Ve yaşasın renk cümbüşü!

Miss Heisenberg.

- Reklam -

Cevap ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz