Korku filmleri arkadaş ortamlarında izlenmesi çok zevkli olduğu kadar kendisini korkutmayı sevenlerin tek başlarına da izledikleri kendilerine korku dolu dakikalar yaşattıkları filmlerdir. Bu filmleri sevenler tam sever sevmeyenlerse hiç haz etmezler. Aşağıda vereceğimiz listede korku filmi bağımlıları mutlu edecek son 5 yılda çıkmış en iyi 4 korku filmi hakkında bilgi vereceğiz. Umarım memnun kalırsınız.
1. Hereditary (2018)

Minyatür sanatıyla uğraşan anne Annie Graham (Toni Collette), evin babası Steve (Gabriel Byrne), evin tek oğlu Peter (Alex Wolff) ve evin kızı Charlie (Milly Shapiro) ile birlikte yaşamaktadır. Annie’nin annesi vefat eder ve bütün aile cenazeye giderler. Annie cenaze töreninde bir konuşma yapar, annesiyle ilgili olan hislerini ve acılarını dile getirir. Annie konuşmasında annesinin sert biri olduğunu ve üstü kapalı bir yaşam sürdüğünü söyler. Cenazede Annie daha önce görmediği birçok kişiyi de görmüştür. Cenaze sırasında Annie ve ailesi fazla üzgün gibi görünmezler. Daha sonra eve döndüklerinde ise Charlie kağıtlara büyük annesinin resimlerini karalamaya başlar, ona özlem duyar. Charlie’nin büyük annesi tarafından büyütülmüş ve büyük annesi onu bir erkek gibi büyütmek istemiştir.
Daha sonra Annie annesinin eşyalarına bakarken spiritüalizmle alakalı bir sürü kitapla karşılaşır. Bu kitaplardan birisinde annesinin Annie’ye özel yazmış olduğu notu keşfeder ve bu sırada annesinin hayalini görür. Bu olaydan sonra açıklanamayan garip olaylar meydana gelir ve evin iki çocuğu da bu durumdan etkilenir. Annie ise bu arada annesini ölümünden üzüntü duymadığı için kendini suçlamaya başlar bunun ardından ise tanımadığı kişilerin olduğu bir matem grubuna girer. Bu grupta yaptığı konuşmalardan birinde annesinin aklını kaçırmaya başladığını ve onun çok kişilik bozukluğu hastalığına yakalandığını söyler. Annie’nin babası ve kardeşi de şizofreni hastalığına sahiptir ve kardeşi bu yüzden intihar etmiştir.
Filmin ilerleyen dakikalarında ise büyük annenin mezarının açıldığı ve cesedin kaybolduğu bilgisi gelir. Steve bu mezar olayı Annie’den saklar. Annie ise bu sırada bir sergi açacağı için kendisini işe vermiştir. Ancak hala Annie sanrılar görmektedir. Açıklanamayan olaylar ve duvara yazılan isimlerin ardı arkası
kesilmez. Ailenin esrarengiz geçmişi bütün korkutuculuğuyla meydana çıkar ve olaylar gelişir.
2. The Witch (2015)
The Witch filmi size karanlık, gizemli, tarihsel birazda gerilim dolu dakikalar sunuyor. 17.YY İngiltere’sinin politik, dini ve ideolojik değişimler yaşayan günlerine gidelim. Dönemin devrimsel hareketlerinden uzakta, kendi gelenekleri, göreneklerini ve inanışlarını korumak için, kendilerini toplumdan soyutlamış ve kendi oluşturdukları düzen içinde yaşamlarına devam eden bir ailenin karanlığa doğru giden bir hikayesini anlatıyor film.
Katherine (Kate Dickie) ve William (Ralph Ineson), günlerden bir gün ellerinde ne varsa at arabasına yüklerler ve çocuklarını da alarak yaşamakta oldukları köyü terk ederler. Çevresinin çok güzel olduğu bir yere gelirler, burası etrafı yemyeşil ormanlarda kaplı, kimsenin daha önce buraya yerleşmediği bu araziyi tanrının onlar için ayırdığını düşünü buraya yerleşme kararı alırlar. Burada yeni bir hayat tarzı sürerler. Bu hayat tarzı son derece sıkı bir biçimde bağlı oldukları Hıristiyan inanışları ve Hıristiyan gelenekleri üzerinedir. Zaman geçtikçe açıklanamayan olaylar olmaktadır ve yaşamakta olan bu son derece muhafazakâr hayat biçimleri sarsılır. Bu sırada sarsılan tek şey aile bireyleri değil aynı zamanda din ve geleneklerdir.
Bu bilgiler doğrultusunda denilebilir ki filmin temasını ve konusunu din, gelenekler ve büyücülük oluşturmaktadır. Bu yüzden tüm filmde işlenen “karanlık” durumunu iyi değerlendirmek gerekir. Çünkü karanlık olan şey bilinmeyen, keşfedilmeyen, gizemli bir yer. Bununla birlikte ulaşılamayan, o zamanın teknolojisinin açıklamaya yetmediği alanları açıklamak için dinin kullandığı, yönlendirilmiş korkulardan mürekkep, kara bir örtü. Bundan dolayı aile bağlı olduğu geleneklerden yarar beklediklerinde her seferinde karanlık bir durum meydana geliyor ve çocuklardan başlayarak tüm aileyi eline geçiriyor.
File Sundance Film Festivali’nde yönetmeni Robert Egger’a en iyi yönetmenlik ödülünü kazandırmıştır. Din ve tarih konularını harmanlayarak iyi bir korku filmi ortaya çıkmıştır.
3. Get Out (2017)
Günümüzde bile sık karşılaşılan bir ayıp olan ırkçılık konusunu işleyen film bu konuyu korku ve gizem türünden işlemekte ve bu özelliğiyle bir ilk olmaktadır. Filmin ilk gösterimi Sundance Film Festivali’nde 24 Ocak’ta yapılmıştır. Film
eleştirmenlerden oldukça iyi yorumlar alarak, korku filmi severleri heyecanlandırdı.
Get Out’un yönetmeni Jordan Peele bundan önce komedi tarzı dizilerde ve filmlerde oyunculuk yapmıştı, ilk yönetmenlik deneyimini bu filmde yaşadı. Kariyerinde birkaç yapımın da senaristliğini yapmış olan Jordan Peele, komedi türü olmayan ilk senaryosunu bu filmle hayata geçirmiştir.
Yönetmen bu filmi yazmasının ve yönetmesinin ilhamını “Stepford Kadınları” isimli filmden aldığını söylüyor. Yönetmenin tek hayali ise daha fazla korku filmi çekebilmekmiş. Filmin başrollerinde ise “Black Mirror” isimli dizinin bir bölümünde oynamış olan Daniel Kaluuya bulunmakta. Allison Williams, Bradley Whitford ve Catherine Keener’da Daniel’a eşlik etmekte.
Filmin konusuna gelecek olursak. Chris normal siyahi genç bir adamdır. Kız arkadaşı Rose ile güzel bir ilişkileri bulunmaktadır. Rose bir gün sevgilisi Chris’i ailesinin evine davet eder. Chris sevgilisinin evine gider ancak burada bir terslik olduğunu sezer. Daha sonraları Chris evde kalmakta olan siyahi kişilerin ortadan teker teker kaybolduklarını görür. Tüm bunların üstüne siyahi bir adam gelip Chris’e çok geç olmadan buradan kaçmasını söyler. Chris sonunda bir şeylerin yolunda olmadığına kanaat getirir ancak buradan kurtulması onun için son derece zorlayıcı olacaktır.
4.5 Milyon dolarlık bir bütçe ile çekilen “Get Out” Amerika Birleşik Devletleri’nde 33 milyon dolar gelir elde etti. Dünya’da ise elde ettiği gelir 57 milyon doları aştı. IMBD’den 8.3 ve Rotten Tomatoes (%99) gibi puanlar almıştır.
4. The Babadook (2015)
Amelia doğum yaparken kendisini hastaneye götürmeye çalışan kocasını talihsiz bir kaza yüzünden kaybediyor. Bu olayın üstünden 7 sene geçmesine rağmen bu kaybı atlatamayan Amelia ve onun oğlu Samuel o olaydan sonra hayatlarını tek başlarına sürdürmek durumunda kalıyorlar. Zaten pek aydınlık bir hayata sahip olmayan bu anne ve oğul doğaüstü güçlerin hayatlarına müdahalesiyle daha kötüye gidiyor. Amelia ve Samuel kendilerinin doğaüstü varlıkların saldırısı altında olduklarını düşünseler de Mister Babadook adlı kitapta olan karabasanın gerçek mi yoksa annenin ve oğulun kendi akıllarında yarattığı bir hayal mi olduğu konusu gizem olmaya devam ediyor.
Dul bir anne ile küçük oğlunun hikayesini ve bir öcü hikayesini harmanlayan Avusturalya yapımı The Babadook filminin yönetmeni Jennifer Kent’tir. Düşük bütçeyle çekilen bu film bütçesini gayet iyi kullanıp gereksiz efekt kullanmaktan kaçınmış. Gerçekçi olmayan efektler kullanmaktan ziyade kendine has yöntemlerle insanları korkutmayı amaçlıyor. Annenin zihninde olanları psikolojik olarak gelgitleri iyi yansıtan film izleyiciyi psikolojik olarak germeyi iyi başarıyor.
Sundance Film Festivali’nde gösterilip olumlu övgüler alan The Babadook filmi düşük bütçesiyle büyük işler çıkartıyor.